Önder's profileVATAN BOZKURT GÖLGESİ, K...PhotosBlogListsMore Tools Help

VATAN BOZKURT GÖLGESİ, KORKUTUR ÜLKÜSÜ..!

TÜRK' E KEFEN BİÇENİN ÖLÜMÜ KORKUNÇ OLUR..!
 
 

SATRANÇ OYNAYALIM HAYDİ.!

 
Loading...
 

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz

Önder

This person's network is empty (or maybe they're keeping it private).
Loading...
ip-location
Loading...
Loading...
Loading...
 

 

SEVDAN SÜRGÜN KAYSERİ' DE

 
 
 
Olmadığın zamanlar bana çile,
Katığa hasret,
Suya yanar bir ciğer gibi çaresizlik...
Voltalarımda, gece yürüyüşlerimde...
Sana çıkıyor her yön ,
Yarınlarım senli, 
Hayallerim, rüyalarım herşeyim sen...
Tüm feza,
Bu Erciyes hep seni, hep seni sayıklıyor. 
Sen olmadığın zamanlarda bile, olmuyor yorgun hayaller.
Yokluğun çıldırası bir isyan,
Bir tokat, buz kesmiş yüze,
Yokluğun akıl kaybının adı.
Bir adı cehennem, kaynayan sular
Ah Erciyes yerlebir ol
Talas göm kendini topra' ğa
Yokluğun parçalanan bağrım
Alnıma çarpan balyoz
Kurulamayan cümleler
Yokluğun şerefsiz
Sevdan sürgün Kayseri' de
Ve her defasında ölüm kahrolası
 
                                    
 
                                  Önder ÖZTÜRK
                                 05 Temmuz 2009
                                     PAZAR
                                     03:25
 
 
 

CENNETİN KIZI 2

 
 

Gidişinin ardına bakamadım ne yazık,

Oysa cesedimin serildiği musallamdın sen.

Bir ömür soluğumu kesen,

Ölümümü yüklenen sevdamdın sen.

 

Cennetin kızı, ey! ah-u zar.

Afakanlarıma efkarı içiren ey! nar.

Düşleyen yanımı okyanuslarda boğan,

Ölümün ta kendisi, benliğimdin sen.

 

Sen bulaştı toprağa kırağı düşer gibi,

Üşüyen hücrelerime ten bulaştı özlenen.

Suskunluk sonrası sızını bırakır gibi,

Makberi kabrime sokandın sen.

 

                          Önder ÖZTÜRK

                          19 06 2009

                         CUMA

                         21 : 00

DUY

 

 

 

     Sana vaat ettiğim topraklarda hükmünü sürüyor zülüflerin ve cemalin bin parçaya bölünüp bin güneş oluyor. Isıtıyor sana inşa edilmiş sarayları, mabedleri…

 

     Bir dua dökülüyor avuçlarımdan kardelenin duası gibi. Hazan giyinmiş Haziran süzülüyor aylardan. Ezan’ a makam ismin sanki. Cismine soyunan tabiat ismine sarılıyor.

 

     Sığınmacı ve de adanmış hayatımın koyu sularında ıslanan ilticacı düşü. Unutmadım merak etme. Bir bayram arefesi, kapı gıcırtısı ve de patlayan hücrelerim inletiyordu şehrimi. Buz kesmişti kaldırımlar ve dualar sağanak sağanak dökülmüştü avuçlarımdan.

 

     Sevmeye mecalin kaldımı diye sor bir kere. Eminim sakıncalı cümleler kuracaksın adına müebbet denilen. Çürüyen, rezil, kadehlerdeki çarpışmalar gibi kepaze eminim.

 

     Karanlık şehir duy. Hiç durmayacak gözyaşımın emaneti şehir duy. İsmine soyunduğum, cismine sarıldığım, müebbeti olduğum ey! Çürümeye yüz tutmuş bir şehir sallanıyor satır aralarında. Duy, ey makamında çalan şarkı…

 

                                                                           

                                   Önder ÖZTÜRK

                                  12 Haziran 2009

                                      03 : 15

VE BİR DUASIN DİLİMDE

 

 

 

Gözlerime perde çökeli yedi bilmem ay oldu. Yokluğunun sınavını veremedim kuzum. Gece yarıları varlığında yudumladığım,ve sırılsıklam olduğum ay ışığı sızdı dudaklarımın kenarından. Acılar içerisindeyim, anlıyamıyor ve algılayamıyorum. sadece ciğerim yanıyor ateşde odun gibi.

 

Dualarım hançerledi beni ve çocukluğum bir okyanus kadar çilesine yaren eyledi. Onca zamandan sonra istiflediğim cümleler şimdi sus pus oturmalı, ve karantinada kavrulmalı mı?

Anımsat bana haydi, yokluğunda bile aşkı hissettir. Tenime tenin yapıştı, kuruldun tüm hücrelerime.

 

Rüyalarım rüyalarına karıştı. Karanlıklarda korkak çocuk gibiyim. Guslünü bile alamadan tabiat, sabahlara karşı kaçan serçe gibiyim. Ne olur sanki tutupta çeksen beni . Yusuf’ un kuyusundan beter düştüğüm yokluğun. Ne olur sanki sıla ve naza hayat versen. Ben sensiz düşsüz ölü gibiyim.

 

Senden sonra camımdan gitmedi gözlerimin buğusu. O hıçkırıkların tenimde terim gibi. Göçmen hayatım senden sonra başladı. Ve mülteci dediler adıma, soyadım sendin oysa, bunu bilemediler. Gelde baharıma kış ol razıyım. Ben bu şehirde sarı sedyelerde teklemekteyim.

 

Katledilmiş bir hayatın tek sanığı,

Ben gözlerinde öldüm.

Açta avuçlarını tabutum cennete açılsın.

Hala en temiz yanımsın,

Ve bir duasın dilimde.

 

 

            Önder ÖZTÜRK

           29 Mayıs 2009

           21 : 00

 
 

AŞKINA DİVANE BİR MABED KURDUM

 
 
 
Kahrın dilencisiyim ben.
Erken ölmeliydim belkide.
Vücudum yaralar içindeyken her dem.
Aşkına divane bir mabed kurdum.
 
Cahilim, her anım bir günah.
Kim söylemiş keyfim sefa.
Soluduğum her anım hep günah.
Aşkına divane bin mabed kurdum.
 
Gözüme çektiğim ahım efkarlandı.
Bir benmi yandım, bir benmi kaldım.
Mecnun' un sevdası vallah beyhude,
Aşkına divane bir mabed kurdum.
 
 
            Önder ÖZTÜRK
            19 MAYIS 2009
            15 : 00

SEVİYORUM

 

 

 

 

    Seni hala çok seviyorum. Erciyesin dumanı tütüyor bağrımda. Kilometreler de kokunu kokluyor, kaçıyorum buralardan, senden, cisminden... Aklımın bohçası bile almıyor artık, işgale yığılıyor aklımın mevsimi. Ne zaman essen, ne zaman düşünsen, sen oluyorum hala. Hayatımın rafa kaldırılmayacak kadar değersiz şeyleri içimi acıtıyor, değersiz kılıyor beni. 

   

    Avuçlarımda hala senin masalların var. Öksüzlüğümün, yetimliğimin, paçavra hallerimin ve dışlanmışlığımın avutan merhametiydin sen. Ya şimdi nerdesin, hangi solukların zindanlarındasın, parmaklarımı kanatıyor hiçliğin. Düşsel sarsıntılar düşürüyor beni. Ellerime yokluğun bile düşmüyor. Ve ben yüzümdeki yokoluşunun kalıntısıyla, kendi ayaklarımın altında eziliyorum.

 

     Seni hala çok seviyorum.

Seni çok seviyorum.

Seni seviyorum.

Seviyorum.

 

 

              

 

                  Önder ÖZTÜRK

                  14 / 05 / 2009

                   PERŞEMBE

                   22 : 30 

CENNETİN KIZI

 

 

 

Hiç bir telaş kaygı etmedi, benim seni ettiğim kadar.

Ve hiç bir hayat yüze tükürmedi, ben seni tanıyana dek.

Sevgili! Yüzümemi gelmedin.

Hırçın sularıyla semtini yıkarken marmara,

Kovma n'olur, kapında beklemekteyim.

Kabuk değiştirmiş bir sürüngen gibi,

Dilenmekteyim!

 

Kutsiyetini mevlamdan alan çuha çiçeği,

Nemli bir sabaha uyanmaktayım.

Sadece nefesine ihtiyacım var,

Acile düşen bir hasta kadar.

Ayrıntıları hiç düşünmeden,

Koleksiyonlara düşmüş tüm aşklardan sıyrılarak,

Koca bir coğrafyada kanamaktayım.

Çocuklar biriktiriyorum.

Salıncaklar kuruyorum.

Gel bir elde sen ol.

Cennetin kızı!

Direnmekteyim.

 

                     Önder ÖZTÜRK

                     04 MAYIS 2009

                    22 : 03

BU RUHUN TERCÜMESİ





 
 
 

Sanki iki dirhem sızıda bana damlamıştı.
 Ilıman iklimlerin bana yazdığı satırlar vurmuştu yüzüme.
 Ve ne kadar '' sen'' olmuş ruhum dedim boşluğa,
 benliğini arayan bir çöl aslanı gibi.
 Akşam sefaları açıverdi sonra ay göğe açılmamışken,
 Lakin; dilime dolanan felsefi satırların kocaman cümleleri,
 Kaybolduğumu kulağıma haykırıyor
Ve benim cümlelerim adreslerine hiç ulaşmıyordu.
İşte ben bu yağmurda cümleler türettim.
Ne varki yine dün gibi,
Nişangahı bozuk cümle gibiydim.
Mitolojinin kayalara kazınan kayıp çocuğu gibiydim.
Ve, darma duman şehirleri aşındıran devrin arabaları,
Çamurlu sularıyla ıslatıyordu beni,
Aşık divanelerin kahır cümlelerini kulağıma fısıldıyarak.

 

Kapımın eşiğinden gül giriyor.
Damarlarına basılmış karabasanlar yorgan döşek,
Yedi ayın ıstırabı gözlerime oturuyor.
 Ve korkutuyor zulamdaki nemlenmiş harfler aşkı.
 

 

 

Tüm parağraflar ben yazıyor.

Sessiz kilometreler yırtılıyor satır aralarında,
 Aklım kaldırmıyor moral fonksiyonlarını ,
Ve,
 Gülüşlerdeki o renksiz kalyonu,  gözüm umursamıyor.

 


Yürek titremelerinin lakırdıları dolduruyor sonradan mahallemi
 Biliyorum, anlıyabiliyorum
 Benim ismim zikredilmiyor
İşkencelerin ötesinde lal olan gece, gündüz ve tüm tabiat olayları,
Yalnızlığımı senin pencerende paylaşmıyor.
 Katliam öncesi bir susuş, bu ruhun tercümesi
        Ve kurulmuş tüm cümlelerin postal sesleri

Telaşımı tükürüyor hayatın her bir zerresine.

 

           Önder ÖZTÜRK

           03 MAYIS 2009

          14 : 01

            KADIKÖY / İSTANBUL

 

 
 

ÇANAKKALE YIKILMAZSIN

 

Çanakkale yıkılmazsın,
Etten bir duvarsın.
Sen Fatih' in gölgesi,
Şeyh Şamil kartalısın.
Gökkubede bir ezan,
Altaylarda bir Bozkurt,
Hilalim gibi zulümlere,
Vurulan bir prangasın.
Kızıllığınla kamaştırdın gözleri,
Sanki bir şafak vakti.
Allahu Ekber sesleri,
Mehmetçiği siper etti.
Sardı heryeri korku telaş,
Şimşek gibi çaktı bayrak,
Çanakkale konuştu, attı herkese nutuk.
                                 
 
                                                   Önder ÖZTÜRK
                                                           1998
 

FİKRİMCE BEN SENİ HAYAL ETMİŞTİM

 
 
 
Fikrimce ben seni hayal etmiştim.
Dağ bayırlarında açan gül neki yanında.
Toroslarda ceylan varmış sürüsüne bereket.
Bakabilirmi senin baktığın gibi,
İçimdeki ateşe kibrit çakabilirmi.
 
Oy sevdamın ay kadarı,
Hislerimin gece yarısı,
Hayallerimin yalın hali,
Fikrimce ben seni hayal etmiştim.
Su gibi berrak, ateş gibi yakıcı,
Ve ölüm gibi gizem dolu.
Tahtlara oturtamam ki seni.
Padişah hükmünü verse,
Bu gönlümün yoktur başka yeri.
Benim dert dağım.
Benim yıldızım.
 
Fikrimce ben seni hayal etmiştim.
Sekiz asır geçti kısa ömrümden.
Kaç şafakta hazmettim ben bu sevdayı,
Şimdi mahrumum yüzündeki gamzenden.
Kaç aradan sonra sis gördü bu şehir.
Ateş düştüğü yeri yakar,
Yanılgımın ta kendisisin şimdi.
Nöbet gecelerimde kriz düşümsün.
 
Titreşir bu şafak migreni tutan gecede.
Ve ambulans sedyesinde yaşar düşler, hayaller.
Çaresizce bir umudun soğk duşunda,
Son çırpınışları belkide,
Vereceği son nefesi
Mübtelası olarak bir benim kalan geride.
 
Yalancı yıldızım.
Zannedemediğim.
Gerçeğin ta kendisi.
Hiç üşümemeiştim mayıs ayında,
Ürpermemiştim hayalinle,
Karabasanlarla boğuşmamıştım seni düşlerken,
Ben sadece seni fikrimce hayal etmiştim.
Şafak katili !
 
                                                                                         29 / 08 / 2005
                                                                                     Önder ÖZTÜRK
                                                                                              22 : 24

VATAN

 
 
Vatan can taşır, tebessüm eder,
Sığmaz Tanrı dağına.
Toprak kan gölünde dolanır,
Okur şehit türküsü.
Edep, haya ondadır, yazar beyaz alında,
Vatan Bozkurt gölgesi, korkutur ülküsü.
 
 
Vatan karanlığa zindan, güneşi sabahların.
Bayrakta umut vardır,
Esarette özlem dişler.
Gazi bedenlerde oturmuş,
Toy bedenlerde yakın,
Ölümü çok güzeldir, yüreklerde genişler.
 
Vatan zeytindeki sabır,
Duadır kitaplarda.
Vatan dillerdeki Tekbir, aşılacak deniz.
Vatan edilen yemin, nurdur alında,
Vatan ana sütünde büyüyen bedenleriz.
 
              Önder ÖZTÜRK
              12 / 12 / 2000
             SALI
             16:10
 

YAZIKLAR OLSUN MU DEMELİYİM ?

 
 
 
Issız sokaklarda, düşlerime ait adımlar çıldırtıyor  mahalleni.
Sahipsizliğin tanrıçası sahraların,
Tenimi yakan tarafı hücrelerimi parçalıyor. 
Sabahı sarhoşların mırıldanması bozuyor.
 Geceden kalan  alçakça cümlelerin son kırıntıları,
Asaletin çıplaklığını sergileyen senin,  damarlarını patlatıyor.
Yazıklar mı olsun demeliyim…!
Şimdi anlıyamadığın acı bir tecrübenin,
Ağıdını yazıyorum en baştan seni Allah' a havale ederek.
Belki tekrar sevdan basar.
Gazeteler beni yazar.
Mahkemeler beni yargılar.
Az sonra devriyeler çıkar sokaklara,
Bakarsın basılırım amansız.
Baykuşlar tüner ve devreder geceye hımbıllığını.
 
Tek göz odamın tuvaline düşen alçak sevdalısı
Ağız kokusu kahkahaların bozuyor şehrimi
Salyalarının büyüttüğü sözde insan lakırdıları tutuyor elimden
Ve sürüklüyor aşkın kucağına
Def olmalısın
Çek git yalın kahır,
Vuslat görüntüsü,
Ve sahnende sergilediğin hasret palyaçosu
Çek git
 
 
Beş para etmeyen iki satrımın muhteşem dünyası vardı,
Mesut ezgilerinde yaşadığım.
Şimdi bütün yolları boğuyor beni
Gidişin aylar oldu sen hatırlamazsın
Bu öldürüyor beni
Ah şu sevdanın bendeki asaleti varya,
Dünyayı dize getiren.
Durduruyor gözyaşlarımı.
Şimdi anarsın belki beni,
Parçala ağzını,
Yum gözlerini,
Bellimi olur yalanlarına şahidlik edecek belki kulakların
Bellimi olur sahte tarafın gözyaşlarını görecek
 
Ey adı sevdaya yabancı
Ey gözyaşlarında boğulan kahkaha tufanı
Ey ayak altlarında ezilen değersiz
Soluduğun havanın ziftini gördüm artık
Sokaklarını süslüyordu mazindeki  kıskançlığın
Çağlayan bir çıldırış var hala anlamadığım
Çek git
Çek git
Bağrını açan şehrinin enlemleri namert dolu
Boylamları sabırsız
Ve tüm tabiatını sarmış nankörlük
Bir daha düş alçakların eline
Ve çatlasın damarların
Yazıklar olsun mu demeliyim ?
 
Nineler vardı uzaklarda,
Çok uzaklarda bir sıkma ve bir gözleme sunan
Güneş yanığı nineler vardı.
Onların diline düştü ağıtlarım,
İçim sızlar.
Nasıl benimsemişim seni
Ben hala ben olamadım.
Elem yüklü yollarmış sana çıkan yollar
Beni duyupta sevme artık
Beni görüpte sevme yeter
Baykuş!
Sen hiç sevmemişsin ki beni.
 
                                              Önder ÖZTÜRK
                                            09 Nisan 2009
                                          20 : 40
 

GEM VURAMADIM

 
 
Bir sana gem vuramadım.
Anlayamazsın.
İsmini şal gibi geceye örttüm.
Heryer gülizar, heryerde yar,
Olsa ne yazar.
Vaktin eşiğini dağlarken can.
 
Senin adını yazıyor hasret.
Şakaklarımdaki sabah delik deşik.
Bilemezsin...
İçim geçiyor zamansız.
Hiç büyümemiş gibi senden sonra.
 
Bir bana gem vuramadım.
Kavrayamazsın,
Aklın kaldırmaz.
Ben sana muhtacım.
Olsun her yer gönüllere bade.
Ben sana bağlıyım, razıyım.
Heryerde adın yazılıymış.
Ne yazar,
Hasrette can dururken.
Ey! Ecel.
 
                                                                 Önder ÖZTÜRK
                                    08 / 08 / 2004
                                       03 : 50

KARANLIK

 
 
Aradan bin yıl geçti.
Bir ben ölmedim.
Birde saksıda büyütüğüm sen.
Coğrafyalar değişti.
Tabiatlar çoğaldı.
Bir yıldızlar aynı,
Sokaklar yine bildiğin gibi,
Karanlık.
 
Yürek biriktiriyorum şimdi.
Bir bin yıl daha,
Ve bir bin yıl daha,
Seni büyütüyorum.
Of! Hasrette can yok diyorlar.
Bilmezler ki.
 
Aradan ikibin yıl geçti.
Yollar o yol değil artık.
Sevdalar yabancı,
Ne ben aynı,
Nede sokaklar
Yüreğim yalancı
Bir sen değişmedin
Birde saksıda büyüttüğüm
Dağlar bildiğin gibi işte
Karanlık
Şimdi her yer karanlık
Her an,
Her zaman,
Karanlık vede karanlık.
Heryer karanlık.
 
           
                                                                        Önder ÖZTÜRK
                                                                      06 / 07 / 2004
                                            SALI
                                          16 : 06
                                             
                                     
 

NEBAHAT

 
 
 
 
      Bazen ya da daha doğrusu şu günlerde fırsat buldukca zamanımı yağmur damlalarının istanbul' la buluştuğu zamana şahid olabilmek için pencere kenarında boşluğa bakarak geçiriyorum. Islanan çiçekler, başını eğmemek için sağanakla mücadele eden yapraklar, varlığından insanları haberdar etmek için çırpınan taşlar, caddelerde gezinen kırık düşler, geçmiş zaman, gelecek zaman, acı, mutlu ve her türlü mazinin sokakta dansına takılıyor gözlerim. Sökülüyor ferimden bir parça ve hüzün doluyor gözbebeklerime.
 
     Ah çocukluğum, dizleri yamalı, burnu akmış, eli çamurlu, dili peltek, yokuşlarda düşe kalka geçen bir hayat. Elma şekerine olan hasretliğim şimdi dizboyu. Ya sevdalarım, çocukluğumun en masumane yaşattığı sevdam, tebessüm ettirsede bana, hala düşlerine daldığım ve soluduğum havasında hiç uyanmak istemediğim bir zamanın en acı vakti.
 
     Yağmur yağıyor.
     Başım ağrıyor.
     Saçım ağırıyor.
 
     Dışarıda raksediyor şimdi sıla ve naz. Erciyes' e cemre düşüyor, Üsküdar' a sevdalarım. Benim odama ise sağanak sağanak çocukluğumun en masumane aşkı.
 
      Nebahat. Ağlamam lazım.
 
                                             Önder ÖZTÜRK
                                            22 / 03 / 2009
                                               21 : 43

SORGULANMALI


Hala sokağında insanlar ayak izlerimi konuşuyor.
Ve dirhem dirhem yanıyorum.
Usumun şafağı söküyor.
Kızılın pembesinde insanlar odalarından çıkmıyor.
Ya biz...
Elbet bir açıklaması olmalı,
Sorgulanmalı ılık nefesini bağrına basan şehir
Ve tüm coğrafya
                                        Önder ÖZTÜRK
                                        12 Mart 2009
                                       10 : 10

ADIN AYRILIK OLSUN

 
 

Yüreğim sensizliğe bir kere yok dedi ve gördüğüm tüm ayrılıklar kederime katık oldu. Saldık sıla, naz ve ben tüm hüzün dolu geceleri. Seyrine doyum olmayan o hayal perdesi cemalini yorgan bildik, seni gördüm bir kere olmaz deme, sana hayır diyemem. Benim, gözlerine heyecanlandığım kalbimsin ve damımsın başıma.

 

Adın kavuşmak olsun bu kere, ne olur ki ismin dillerde zikirdeyken. Adın kavuşmak olsun uğruna aklımı kaybettiğim. Çileden çıkıp çilesine düştüğüm. Her gece kahır basarken afakanlarımı, mahşerden sanki bir el uzanır ve yanar birden tüm şehrin ışıkları. Ben yanarım cayır cayır. 

 

Bu akıl varya bu akıl, mümkün mü şimdi bir kalemde paçavra gibi atıvermek. Her zerresinden sen fışkırıyorsun, hasretini zehir bildiğim. Yoksa harammısın, kırılsın tüm kemiklerim. Günahını zikrediyorum. Ateş sunuyorlar heryerden, adın ayrılık olsun. Kavur beni.

 

                                Önder ÖZTÜRK

                                 25 / 02 / 2009

                                20: 30

GAZİANTEP SEMALARI

 
 
 
 
           Gaziantep semalarını kuşatmışken akşam, ayazlanan vücudum ağrıtıyor başımı. Coğrafyalarda adıma yalnızlık denmiş, kırık aynalarda iki kişiyim ben. Cümleler hep isyan, devrim öncesi ihtilal havası gibi. Biliyorum sen yoksun, anladım ki hiç olmadın, dudaklarım terk edilmiş şehirlerin mülteci çocuklarının suya hasretliği, ekmeğe köleliği gibi dudaklarına serap kaldı.
 
            Eyüb' ün ayaklarına sarılır gibi sarıldım senin ayaklarına, bu kutsiyete inanmıyormusun..! Büyüttüğüm cümlelerim hala her gece ismail misali adaklanır unuttuğum ismine, tek hecelik bir cümle bile kurmadınmı hala bana ve hala bana... yok kalsın istemiyorum, yırtılsın dudaklarım, dökülsün ayaklarımın altına yeminlerin ve ezilsin yalan arası cümlelerin.
 
            Anmayacağım seni ve vadedilmiş topraklarımın balçıklarına hiç bulaşmayacak bedenin. Olma bunuda kabul ediyorum ve yine gidiyorum ama bu sefer sunduğun ateşi içmeye değil o ateşte yanmaya gidiyorum. Varlığın kefenlemişti beni, yokluğun yatırdı musallaya.
 
 
 
 
                                       Önder ÖZTÜRK
 
                                      16 / 02 / 2009
                                         PAZARTESİ
                                         21 : 16
 
 
 
         
 
          
 
          
 
         

BENİ HASRETLER TANIR GÖZLERİN DEĞİL

 
 
Gözlerinden bir eser kalmasın bana
Karanlıkta üşürsün
Gökten yıldız kayar
Vede kanar gece
Oluk oluk ıslanırsın
 
Bırak hüznün buğusu yağsın başıma
Gecede matem olsun
Vuslat olsun yumruğumda terin
Beni hasretler tanır gözlerin değil
 
Şakaklarımda şafak çatlar
Sabah sırılsıklam yürek acısı
Sararırsın, dışarıda hayıflanırsın
Ellerimde umutların kalır
Kasvet kalır 
Debreşir duygularım
Buradan bahar geçmez
 
                                                                               
 
 
                                   Önder ÖZTÜRK

HASRETE SELAM DURUYOR GÖZLERİM

Keder bıraktı bulutlar
Ve tüm yollar sana çıktı sızıyla
Çığ düşmüş gibi heryere
Buram buram hasret düştü yollara
Radyolarda aşklar anlatılıyor
Erciyeste buluştuğu söyleniyor
Ve kimsesiz hayallerle
Sevgilerin vuslatla olan hikayesi anlatılıyor
Radyolarda başkaldırı çalıyor
Yollanıyor ağlayan gözlere
Çocuklar kar oluyor
Islanmış üst baş kahkahalar
Ben ise karanlıklarda insanlar yapıyorum
Ve hala yaşıyorum
Sensiz, kimsesiz, sessiz
Buz kesmiş odamda
Kırmızı gül kokuyorsun
Ve heryerdesin artık
Sokak lambası sönüyor
Kaldırımları sen aydınlatıyorsun
Hasrete selam duruyor gözlerim.
 
                                 Önder ÖZTÜRK

RUHUM SENDE KALDI

 
 
Ah haydarpaşa, telaşını görüyor gibiyim
Ruhum sende kaldı
Mesela bir ayakkabı boyacısı olsam
Bahane ya
Kimse kaldırmasa yerimden
Gözlerimi kapasam
Gündüzüne ay doldursam
Solusam solusam
Güvercinlerini duysam
Mesela önünde bir yemci olsam
Beslesem o güvercinleri
Kimse değil sadece ben
Bahane ya
Akşamını görsem
Başındaki dumanlı dağları
Kanatlarında taşıdığın hayalleri
Ve her çırpışında çıkardığın o tınıya
Ömrümü versem
Önünde bir çocuk olsam
Masum ve güleç
Çocukca yaşasam seni
Ve denizden oynayan insanlar
Rengarenk evler
Konuşan yıldızlar
Gülen ay
Ve yakalı güneşler yapsam
Kapında bir simitçi olsam
Dağıtsam tadını herkese
Bahane ya
Bir yanım İstanbul olsa
Toprak olsam
İstanbul koksa her yanım
Kapında bir rayda ben olsam
Adıma şarkılar yapılsa
Ahh haydarpaşa
Ruhum sende kaldı
Telaşını görüyor gibiyim
 
                                 Önder ÖZTÜRK

HAVANDA HÜCREM VAR

 
 
 
Havanda hücrem var
Soluduğun her nefesin zerresinde terim var
Kapandığın mabedin çeşmesinden kanım damlar
 
Bir adımım lefkoşa, yumruğum beş parmak
Uyan ey! şehidim yurduma girmesin alçak
 
Bayrağımın kızıllığından rengini aldı tenin
Kahraman milletsin ezanlardır senin yerin
Toprak kabul eder her daim kefenin
 
Ellerim Güzelyurtta, Karpaz atar yüreğim
Yücel sen mücahid, lal oldu gözlerim
 
Vatan sensin. Bayrak sen. Şehide benzersin
Anadolu göz nurun, İskelede gezersin
Namert kurşunuyla ölürken arzda güzelsin
 
Arkadaş Girnede Turan kadarsın
Gazi yurdu Mağosada Hakka bakarsın
 
 
                                                                   Önder ÖZTÜRK
 
 

GELDE CEMALİNİ GÖR

 
 
Umman deseler sana
Denizler kıskanmaz gözlerini
Düşlesem seni kana kana
Hazandan beter, kışdan beter
Hürmetim var merhametim
En büyük kıymetim
Geceler hicran okur
Sabaha kasvet
Ve hasret dolanır ayaklara
Oy...
Ay mı desem
Yıldız mı
Işığım söndü
Güneş mi
Gelde cemalini gör şuramda
Akar nehirler, çağlar ismini
Duyarda gam yapmaz Bodrumun hakimi
Gelde cemalini gör
 
 
Umman deseler sana
Denizler kıskanmaz gözlerini
 
 
                                                         Önder ÖZTÜRK

SANA SECDE EDERİM

 
 
Eğer yalvarmaksa benden isteğin, sana itaat ederim. Eğer diz çökmekse, sana secde ederim...!
                                                                                          
                                                                                                    Önder ÖZTÜRK

YİRMİBEŞ YAŞINDA

 
 
 
Cam bilyelerin rüyalarında küçük bir çocuktum
Elimde elma şekeri yirmibeş yaşında
Yokuşlarda koşturduğum lastiklerdi masallarım
Bebek gıdısında hayallerim
İlkbahar esintisi düşlerim
Hala kırlangıçlar süslüyor penceremi
Uçurtmalar yapıyor melekler
Çocukluğumun buğusu bulut...
Su olup yağıyor çimenlere
Çimenlerde koşuyorum, yuvarlanıyorum...
Sırılsıklam yirmibeş yaşında
 
Ayak sesleri
Ve yüreğimi okşayan kapı gıcırtısı
Işıkların ötesinde dedem
Hergece meçhulde beslediğim  kırlangıçlar
İki kanadında iki dünya
Götürüyor beni sokaktan sokağa
Gözlerimde iki damla yaş
Biri yakarış biri sarhoş şimdi
Boğuluyorum yirmibeş yaşında
 
                                                           
 
 
 
                                          Önder ÖZTÜRK
 
 
 

Loading...
Loading...
Photo 1 of 14
Loading...
Loading...
 
       
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
idilwrote:
12207197232e483a205zb1dddd.jpg
 
38.gif
4 days ago
 
 
 
HOŞGELDİN YALNIZLIĞIM...

Merhaba dost yalnızlığım;
Hoşgeldin,sefalar getirdin gönül evime.
Buyur geç her zamanki yerine, sana yüreğimin sıcaklığını almış
Bir fincan kahve ikram edeyim.
İçine şeker yerine dostluğumu,
Süt yerine sohbetimi koyayım.
Neler gördük seninle, neler yaşadık yalnızlığım!
İhanet hırkasını sırtına geçirmiş ne "dost" yüzleri tanıdık.
Bilmedik, bilemedik yalnızlığım, bunu bize öğretmediler.
Duygu simsarlarının elinde, saf duygularımızın,
üç-beş kuruşa satıldığına şahit olmadık mı?
Yüreğimizden her vuruluşumuzda, her kanayışımızda,
İnsana duyduğumuz sevgiye sarılmadık mı?
Dönüp dönüpte yaramızı kendimiz sarmadık mı?
İnsanların ikinci yüzlerini sonradan öğrenedik mi, acıyla, hüzünle...

Ahh yalnızlığım!
Bilmedik bilemedik bize bunu öğretmediler.
Yüzümüze vuran yalancı bir güneşe açmadık mı
Gönlümüzün tüm çiçeklerini.
Oysa bilemedik yalnızlığım, her yalancı baharın ardından,
Zemheri bir ayazın geleceğini.
Kaç kere vurulduk,
Kaç kere ayaza vurduk, üşüdük, titredik, ne boralara ne fırtınalara
Verdik yüreğimizi.
Kanadık, incindik bin acı sözle,.

Bilmedik, bilemedik...

Bunları bize öğretmediler yalnızlığım
Bunca şeye rağmen gönlümüzdeki filizleri hep canlı tuttuk,
Saldık köklerini filizlerimizin toprak anaya,.
Belki şu an zayıf ve cılız ama direniyor.
Biliyorum bir gün o da güçlenecek...
Tıpkı yüreğimizdeki küçük, masum kız gibi
 Gözleri ufukta, hep ileriye ve umuda yürüyecek.

 
 
 
SOYSUZLARIN ARASINDA KALMAMANIZ
DOSTLARINIZ TARAFINDAN ASLA UNUTULMAMANIZ
VE ASLA YALNIZ KALMAMANIZ DİLEĞİYLE.
HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN
GÜZEL BİR PAZAR GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE....

...ELA...

4 days ago
gezginwrote:
Aşk bir avuç kum içindeki bir kaç parça altın gibidir!!! Kırmızı kalp

Kum parmaklarınızın arasından kayarken, tek düşündüğünüz altının sonunda avucunuzda kalmasıdır...
Sonunda altın avucunuzda öyle veya böyle kalır...
Daha sonra anlarsınız ki...
Gerçek Aşk o akan kumlardaymış.
Aşk belki sevilmeden sevmek demektir. Aşk ellerinle onun ellerini tutarken gözlerinin içine bakıp pembe düşler kurmaktır.
Aşk sevgili için her şeyini verebilmektir...
Karşılıksızsa sabahtan akşama kadar ağlamak Aşk.
Bence aşk kendini unutup başkasını yaşamaktır.
Aşk acı çekmektir.
Bir yudum suyun olsa bile onunla paylaşmaktır.
Geceleri uykusuz kalmak, sabahları da koşarak onun yanına gitmektir. Her an yanında olsa bile, yine de onu özlemektir.
Onu bir çiçekten bile kıskanacak, ama son nefesini bile ona verecek duruma gelmektir. İşte aşk budurKırmızı kalp
MUTLU GÜNLER SENİNLE OLSUN ARKADAŞIM..
June 29
pelin okusunwrote:
sen sanarak kıskandım





ıçimi yaralayan ses tekrar çağırıyor beni."gelmem için bu kadar ısrar
ettiğine göre söyleyecekleri önemli şeyler var"diyorum.peşinden ne zaman
gitmek adına hamle yapsam gerçek ile hayal arasında ürkütücü bir çığlıkla
benden kaçıyor.kime sorsam karşılığı amansız bir sessizlik.ne olduğunu ve ne
yapmam gerektiğini bir oyun sanki.muhtaç olduğum gereksinimlerimin yanında
düşündüğüm ya da düşünmek istediklerimin esiri olmuş gibiyim.sanki ne yapmak
istediğimi biri biliyor ve benden önce davranarak hayat akışıma benden önce
yön veriyor.bir çeşit hapishanede hissediyorum kendimi.gardiyanlar ölüm
uykusuna dalmış öylece uyuyorlar.kurtulmam için tek ümidim ise içimden gelen
o ses.
bütün hayatımı vermeye hazırım uğruna.arıyorum sandıklarım aslında
inandıklarımmış.zaman ağlıyor çok mu geç artık yarına.tanıyorum o sesi;bana
çektiren masum bir aşkmış...
soğuk geceler hissettiklerimin karşısında sadece bir ayaz.beklerim
hasretle gündüzü.yalvarırım her gece.teselli etmek yıldızları bir de
ayı.esir almış karanlıklar sevdayı.güzel rüyalar neden en derin duygulara
saklanır ki?meçhul denen manalar akarken kuytulara.hayallerim birer damal
oldu hiç durmadan yağıyor.hicranlarım yağmur sonrası güneşi andırıyor.
pişman olmak sebepsiz ayrılığa benzer.sorgulaması için bir nedeni
olmadığından kabullenmek zorundasındır.çare aramakla bılınacak bir şey
olsaydı ne manası kalırdı.onun seni bulması için ihtiyacın olan tek şey
sadece "zaman"...
düştü gölgeler üstüme aciz kaldım.sen yine aklıma geldin,tatlı rüyalara
daldım.hayallerimi ovdum kapanmak üzere olan izlerinle.korkularımı
kovdum,zor dayanmak kadere dolan gözlerimle.halimde diz çökmüş günahlar
vaziyeti vardı.sen yoksun ümitlerin sönmüş eziyeti kaldı.
hüzünler,yüzü hatırlatıyorsa bir çekişlik nefesin olmaya razıyım.sen
yalnız gül yüzünde açsan ben her mevsim solmaya razıyım.
deryalardaki feryadı gam vurarak,gökyüzündeki mehtabı dert
yanarak,çöllerdeki serabı sen sanarak kıskandım...
June 23
pelin okusunwrote:


en zorudur geride kalan olmak, giden yüreğinden silmiştir çünkü.
kalan elinde kalanlarla yaşamını sürdürürken, yüreği dikenli tellerle çevrilidir.
her nefes alışı acı verir, gözünde hüzün kalıcı olur.
her şarkı gözlerini daldırır derinlere ve her şey gideni hatırlatır nedense.
sevda o zaman daha alevlenir, terk edilmek en büyük dağları eritir
peki, neden engel olamaz, geride kalan bütün bunlara?
çünkü, aşk acı ile beslendikçe, yüreği kemiren bir canavara döner.
kaybetmenin o derin sızısı, sorgulara düşürür beyni.
mantık yitirilmiş, mağlubiyetin en acısı ile yere serilmiştir artık.
hele birde o çok sevdiğinin başkaları ile sohbetine ya da kahkahalarına tanık olursa.
kendi hayatı altüst olmuş ama onun hayatı normal seyrediyorsa.
pişmanlık, eziklik, içine dönüklük, kendini suçlamaları, ben onun gibi neden unutamıyorum sorusu, çaresizlikte kıvranmanın acısı
ışte o an bitirir insanı, şu an benim bittiğim gibi
aslında alışkındım yalnızlığa ama daha önce hiç yalnızlığımdan ayrılmamıştım.
bu aynı şuna benziyor. hani hiç yürüyemeyen bir insan, yürüyemediğine üzülse de, o yükü taşır. ancak bir gün yürümeye başlayıp da, daha sonra o yürümeyi elinden aldığınızda, bütün direnci kırılmış olur.
ışte aşk aynı buna benziyor, onu tatmayan, tatmadan önce direnebiliyor yaşamın zorluklarına ve sevgisizliğe ama bir gün aşk ile tanışıp, yalnızlığına ara verdikten sonra, ardından gelen yalnızlık yıkıcı oluyor.
ışte sevgili, bu yüzden, bana ne desen boş. senden önceki yalnızlığımı geri veremedikten sonra, senden sonraki bu yalnızlık, hep acı verecek bana.
bu hüznü ben taşımak istiyormuyum sanıyorsun, elimde olsa kahkahaları sıraya dizerim.
June 23

inadına beklenen sevgilisin....!

 

Hani bir hayal ya bu… Sen olsaydın hala hayatımda mesela, ben gecenin sessizliğini içimi acıtan şarkılarla bozarken, bir mesaj gelseydi telefonuma. Gülümseyerek mesajı okusaydım.
- Uyudun mu bebeğim?
- Uyumadım, sen niye ayaktasın bu saatte?
- Su içmeye kalktım.
- Uyu balım, erken kalkacaksın.
- Seni seviyorum, sende uyu artık. İyi geceler.
- Tamam yatıyorum. Bende seni seviyorum, iyi geceler.
-
Ve huzurla dalsaydım uykuya.




Rüyama hiç gelmezdin. Zaten istemezdim gelmeni.
Kızma balım !
İstemediğimden değil, korktuğumdan aslında.

“Rüyada sevgili görmek, ayrılığa delalettir.” Cümlesinin içime saldığı korkudan dolayı istemezdim seni rüyamda görmeyi.



Ve sabah olur.
Gözümü açar açmaz telefonu alırım elime.
“1 mesaj alındı” uyarısının beni en mutlu ettiği zamanlardır onlar.
- Günaydın aşkım
- Günaydın balım

Ya da hayal bu ya… Şöyle de olabilir mesela;




Ve sabah olur.
Çok uyumuşumdur, artık öğlen olmuştur.
Telefon çalar.

“Kölem ol gel desen, gelmem mi yar ?
Uğrumda öl desen, ölmem mi yar ? …”

Melodisi eşliğinde açarım telefonu.

- Efendim
- Günaydın aşkım
- Günaydın balım
- Hadi kalk artık, çok uyudun
- Tamam kalktım.



Devam eder tabi ki konuşma.
Ve “SENİ SEVİYORUM”’ la kapanır telefonlar.
Huzurla uyanırım.



Okula gitmek için hazırlanır, seni ararım.

- Çıkacağım evden şimdi, okula gideceğim
- Hava çok soğuk bebeğim sıkı giyin. Atkını al, bereni tak, hatta iki tane çorap giy.
- Saçmalama !
- Lütfen, çok soğuk. Üşür hasta olursun. Söz ver bana şimdi, dediğim gibi giyineceksin.
- Peki, tamam. Söz balım.

Ve “SENİ SEVİYORUM”’la kapanır telefonlar.





Okula giderim.
Derse girmeden önce yine seni ararım.

- Derse giriyorum şimdi
- Tamam, ne zaman bitecek ders?
- Bilmem, sekizde biter sanırım.
- Tamam. Çıkınca mesaj at, merak ederim.
- Tamam balım.
- İyi dersler bebeğim.
- Teşekkürler.

Ve “SENİ SEVİYORUM”’ la kapanır telefonlar.



Ders biraz uzar. Mesaj gelir ardı ardına.

- Hadi bitmedi mi ders, çıkmadın mı daha?



Ders biter…

- Çıktım şimdi, eve gidiyorum.
- Eve gidince haber ver bana.



Eve gelirim, yine konuşuruz.

Ve “SENİ SEVİYORUM”’la kapanır telefonlar.




Uyumadan önce 1 mesaj alınır telefonlarımıza. Artık o an içimizden ne geldiyse yazılmıştır. Çalıntı değildir sözler, gerçektir, bizimdir. Yüreğim (iz) dir..!
Sonunda “SENİ SEVİYORUM” yazar.



Hayal ya !
Değildi,
Hayal değildin.
Gerçektin, benimdin. Hayatımın en güzel günleriydi o günler. Biteceğini hiç düşünmemiştim.
Bittin !
Gittin !


En güzel günlerimi, en acı hatıralara çevirdin giderken.
Hiç olmadığım kadar mutluyken, hiç üzülmediğim kadar üzüldüm.
Gitmezsin, benimsin sanarken, bir anda sensiz kaldım.
En gerçek hayalimi yıktın.
Uzatmaya gerek yok.
Giderken beni de bitirdin. Ama öldürmedin.
Keşke öldürseydin.

Şimdi hayal ya, acaba yine gelir misin?




Sensiz yokum ben, nefessizim, bir hiçim !
Hiç mi özlemedin?
Hiç merak etmiyor musun artık?



Bebeğin uyuyamıyor sensiz.
Günüm aydınlanmıyor sensiz. “AŞKIM GÜNAYDIN” demeni bekliyorum.
Bebeğin üşüyor, çok üşüyor. Sıkı giyinmiyor mesela sen gittiğinden beri.
Kimse merak etmiyor dersin ne zaman biteceğini ve ne zaman eve gideceğimi.
Bir başımayım… !



Hayaldin, gerçek oldun.
Belki de bir rüyaydın.
Sevilen sendin ya hani, sevgiliydin ya… Rüyaydın ve bittin işte. Ben uyanır uyanmaz ayrılık geldi.
Korktuğu başına gelirmiş insanın.
Bittin, bütün güzelliğinle…
Yine hayal oldun.
Aslında şimdi acı bir hatıra oldun.
Özlenen, sevilen
Ve hala inadına beklenen sevgilisin....!

 

June 19
 
 
Sana neyi anlatayım?
-evet..yalnızım..

Sadece bunu söyleyip susmak isterdim...Ebediyyen susmak.Çünkü canım acıyor...
Konuştukça,arzuladıkça,özledikçe en kötüsü yaşadıkça canım acıyor."
Ruhumu yaktıktan sonra şimdi de damarlarımda dolaşan sensizliğin etimi yakan acısını mı?
O acıyı uyutsun diye sığındığım,ama sevgini orada da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüyalarımı mı?
Odamın tavanındaki yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin,
O sonsuz çatlakların altında ,sen, diye her gece koynuna girdiğim o zamansız ölümlerimi mi?
Şimdi burada değilsin.Ama beni duyabiliryorsun,biliyorum.
Kapat gözlerini benim için ve dinle ne olur.Çünkü bunu sana ancak bir kez söylemeye cesaretim var.
Seni ait olduğun çevre için değil,bana ait olman için değil,karşılığında beni sevmeniz için değil.
Sadece sen olduğun için sevdiğimi söyleyebilseydim...Ne zaman sevgine acıksam kendi kalbimi yedim.
 


Kendi etimi...Aşkımı....Ruhumu yedim.
Yüreğimin en saklı yerinde yalnızca senin elin dolaşmıştı
Seni yollarca,şehirlerce uzağından sevdim.
Seni kelimelerce,şiirlerce yakınından sevdim.
Seni,dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp yazdığın mektuplarca sevdim.
Seni umutsuzca, beklentisizce, hayallerce sevdim uzağından.


Zamanla kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için.
Unutmanın en ağırı unutamadan unutmaktır.
Seni sonsuza kadar kaybetmek,kimlik değiştirdi ve unutmak oldu benim için...
Anlamadın mı artık,varlığım sana acı vermek için değil,sadece seni sevebilmek için yaşadım ben...
Hala seninle geçireceğim anların telaşıyla ,tüketir gibi yaşıyorum sensiz geçen günlerimi...
Seninle geçen zaman bir daha tekrarı mümkün olmayan,doğaçlama bir melodi gibi benim için.
Sanki birlikte yazılmış kaderimizin sayılı dakikalarından an çalıyorum.Öyle birikmişsin ki içimde...
Seni yaşamakla tüketmem,seni sıradanlaştırmam mümkün değil.İçime çektikçe çoğalıyorsun sevgili...

"Sevgilim,beni bensiz bırakma olur mu?
Çünkü sen nereye gidersen git,ben oradayım.Benim başka gidecek bir yerim yok.
Benim senden başka gerçeğim yok.Sende yaşıyorum ben sadece..."

 
Flowers Gif Images

 HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN
GÜZEL BİR HAFTA GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE
ELA'DAN SEVGİLERLE...
June 17

Dokunsam tenine su toplar parmaklarım!..
Her harf, yakıp kağıdı,tek tek dökülür yere;
Eğer adını yazsam!..
Gözüne baksam; ateş akar içime...
Sokulsam; tenim kavrulur nefesinden,
Kururum susamış fidan gibi!..
Ah, dokunsam tenine su toplar parmaklarım!..
Saçının her bir teli ateşlenmiş fitildir, bilirim;
Değdiğinde yüreğime yerinden oynatır!..
Eriyen bir kırmızı mumla mühürledin ağzımı;
Hapsoldu dilim!..
Mahpus oldum, içinde
Sordular; kim o?...
Düşündüm;
Ben kimim!..
Kimim ben?..
Kibrit yanar, tükenir,
Yaktı diye suçlarsın parmağının uçunu!..
Suçlu kim?..
Ve suç ne?..
Saçının bir teline dokunamam..
ve bakamam yüzüne..
ve sokulamam nefesinin yayıldığı havaya...
Ateşin kararttığı bir kibrit çöpü gibi;
yandıkça eğilirim, kıvrılırım, bükülürüm
elinde...de, diyemem;
Mühürledin ağzımı!..
Hapsoldu dilim, su toplar parmaklarım!..
Sokulsam; kavrulurum!..
Baksam;
Ateş akar içime...
Eğer adını yazsam...
   Her harf, yakıp kağıdı, dökülür tek tek yere!....
    
          ASİ GÜL       
 
 
June 15
http://accel10.mettre-put-idata.over-blog.com/0/41/71/63/allah/allah-or.jpg
Allah’ım sana Aşığım kalpten.Sensin bu sevgiyi veren
Tövbe ettim.dergahım evim;gücümce ibadet elden gelen
Razı ol benden sağlıksızım; aksıyor ibadetlerim istemeden
Bağrım yanık gözüm yaşlı kapanırım secdeye hemen


Hiç umudumu kesmem iki kez mağfiret isterim senden
Memnunum senden Allah’ım sende memnunmusun benden
Boğazım tıkanır ağlayamam,başım kalkmaz secdeden
Daha çok faydalı olmak isterdim çaresizim bu geliyor elden

İki gözüm kör oldu;Nafile hüzünlenirim daim istemeden
Affetbeni Rabbim!dileklerim sıralanır dökülür hemen dilden
Tek arkadaşım Can yoldaşım neolur şikayet etme benden
Utanırım kendimden;yinede umudumu kesemem senden

Geceler karanlık,gündüzler puslu yardım beklerim heran
Zorluklardan sana sığınılır daim, biliyorum bu bir imtihan,
Bana düşen sabredip,şükretmek yardımın gelir birgün elbet
Aşığım,kulunum kölenim tüm teslimleri yapmamı nasib et.


Yardımın olmazsa kaybetmeye mahkumum her zaman
Beni sensiz yalnız bırakma yardım gönder daim her an
Gecelerim sabah olsun dostumsun Ya Hak göster rızan
Kazandır imtihan Sen Teksin,Hak’sın. zülcelali vel ikram.

Kalp gözüm kulağım aç sabır tükendim kalmadı bende
Gündüzüm gecem karıştı mecnunun yalvarıyor seherde
Tüm benliğimle sana teslimim, fizik beden kalmasın bende.
Sana aşığım Allah’ım.seviyorum seni, beni hiç sevmesende
Hayırlı akşamlar arkadaşım  slm ve dua ile kal a.e.o inş.
June 14
 
 
 

SEVMEK ACI VERİR,SEVMEMEKTE..

 

Ya SENİ kaybedecektim..yada KENDİMDEN vazgeçecektim..!!
HEM seni kaybettim..! HEM DE kendimden vaz geçtim..!
Varmıydı böyle kimsesiz..darmadagın olmak..Bi çare kalmak varmıydı..??
Keşke beni böyle ödüllendirecegine,ödül vermeseydin..
Onca YÜREGİ,senin YÜREGİNE feda ettiğim halde,
YÜREGİN kocaman SEVDAMI alabilecek kadar büyümedi..
Bende sana büyük bir sevgi vermekte diretiyordum..Bu kadar direttigim için beni bagışla..!
SEVMEK ölümüne CESARET,
Buzdan degil,ateşten YÜREK ister..!
Adı üzerinde SEVDAYDI bendeki..!!  Zordu sevdayı büyütmek,kolay degildi elbet...
Bütün güzellikleri...Bütün kainatı...SENİ SEVMESİ için birine verseydin,
Yinede bu kadar SEVİLEMEZDİN..!!
Hiç kimsenin yüregi,benimki kadar BÜYÜK..ve DELİ olamaz...!
Beni kırgınlıklarla..çelişkilerle..cevabı sende olan,
Bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen "KEŞKE"lerle bıraktın..!
Bana onca acı verdin..ama YÜREGİM sana düşman olamıyor..!
Her gün alabildigine yanıyor..istesemde..istemesemde SENİ ÖZLÜYOR..!! SENİ İSTİYOR...!
 
YÜREGİMİ koparıp atmak mümkün olsaydı..hiç düşünmeden koparıp atardım...!
SEVDAN beni divane etti.. Beni asileştirdi..!! Kendime sözüm geçmiyor artık...!
Başımı ellerimin arasına ne ilk alışım..nede son alışım..Bir limandayım..
Ve senin bindigin GEMİ çoktan uzaklaşıp gitti..
 
 


уєηı вıя нαƒтαуα уєηı υмυтlαяlα вαşlαмαηız νє υмυтlαяıηızıη ѕσlмαмαѕı ๔ılєğıуlє. нєяşєу göηlüηüz¢є σlѕυη...

...єlค...

June 13

 

 


 
UNUTMAK KOLAY DİYORDUN YA
Kolaymış meğer
Unuttum adını,her kelimesini unuttum
Dalga dalga savrulan saçlarını unuttum
Kömür karası yaşlı gözlerini unuttum ben...

Unutmak kolay diyordun ya
Kolaymış meğer
Yağmur altında gezdiğimiz sahilleri unuttum ben
Bana ilk seni seviyorum dediğin
O çay bahçesini unuttum ben...  

Unutmak kolay diyordun ya
Kolaymış meğer
Elini ilk tuttuğumda
Yüzündeki o masumluğu unuttum ben
Sarıldığımda ise
Başımı döndüren gül kokulu,kokunu unuttum ben...

Unutmak kolaymış be
O yüzündeki gülüş,içindeki sıcaklık
Seni özlüyorum dediğinde
Gözünden akan iki damla yaş
Ve seni öptüğümde içinde kaybolduğum yıldızlar...

Bütün bunları unutmak
O kadar kolaymış ki bi tanem
O kadar kolaymış ki
hepsini unuttum...
  
Hatice

 
 
 
June 9
image  
Aşkların sonrasında hüzün vardır
ya sen hüznü boğarsın
ya da hüzün seni boğar
ama birisi kanatlarını kırarsa eğer
yaralı kuş rolüne soyunacağına
yürümeyi denemelisin
hayata dönmelisin 
 
bunları düşünebilmek bile
 kendime dönüşümdü
ve sonunu infaz ediyordu içimde
o gece yüreğimden sağ çıksaydın eğer
ölen ben olurdum
o gece
hayatın lekesiz bir anında
seni intihar ettim
şimdi katil benim  
  
artık güncemde bir boşluksun
yavaş yavaş taze anıların
altına gömülüyorsun
ve sana ait sandığım her şeyin
aslında benim olduğunu öğreniyorum
hiçbir duygunun tek ilhamı değilsin
kendimi keşfettikçe
seni kaybediyorum
ve ufkuma sensizliği
korkusuzca geriyorum 
 
 
ASİ GÜL
June 8
λŋqεℓ .wrote:

 

 

 

 

 

  Sen yoksan ay parlamıyor
Sen yoksan güneş ısıtmıyor
Neşem yok yüzüm gülmüyor
Yüreğimde bir hüzün
Sen benim
Hayalimsin
Sen benim
Sevdamsın
Sen benim
Yazım kışım baharımsın
Sen benim
Hem hüznüm hem neşemsin
Sen benim
Başımı yastığa koyduğumda düşündüğüm
Hem kederim
hem sevincimsin
Hüzünlü gönlümde zamansız açan
Sevda çiçeğimsin..

ANGEL

June 8
 
 
 
Ve sen yoksun artık
Ne sıcacık bakan gözlerin
Ne sarıldığım zaman yok olduğum,
Senin benliğinde var olduğum
dünyam
Ne beni yakan yüreğin
Ne yüreğime saklayacağım tek bir sözün var
Ve sen yoksun artık
yaşayamıyorum, nefes alamıyorum
çok canım acıyor, kanıyor yaralarım
sevemiyorum insanları çünkü hiçbiri sen değil
beni saran varlığın nerde
ve sen yoksun artık
ben yapayalnız kaldım bu acımasızlıklarda
ben sensiz kaldım
gittin değil mi?
tek söz yok yüreğime saklayacağım,
tek bakış yok gözlerimde saklı kalan
kokun yok,dudaklarımda ıslaklığın ve senin hayatında da ben…
ve sen yoksun artık
uyuyamıyorum, oysa ben günlerce sadece uyumak istiyorum
tek kavuşabildiğim rüyalarımda seninle buluşmak için…
senin için…
hani seninleyken en güçlü fırtınalara dayanabilen bir çınardım ya
şimdi bir meltem beni yıkıyor
sensizim…

 


Gittin ya, beni; BENİ ANLAMAYAN İNSANLARLA BIRAKTIN YA
neydi bana nefretin
bu kadar acıyı bana yaşattın
bir terk ediliş değil, yokluğunun varlığını hissetmeme neden olan acı
sensizlikle dövüşmem de değil
sanki yemin etmiş gibi acılarını sahiplenmekte değil
gidişin bir ihaneti,bir yalnızlığı,bir yok oluşu kabul edememek bunu anlamamak
kayboluş, aşklara insanlara son çığlık içimdeki yıkılışta
yapamam dayanamam bunu anlayamam anlatamam
bir tarafım seni inkar ederken bir tarafım seni delice kabulleniyor,
çıkıp karşıma
yapmadım demeni bekliyor
ama sen yüreğime inat susuyorsun


ve sen yoksun arık
keşke son kurşunu yüreğime sıksaydın bu kadar kanar mıydı içim

sen benim canımdın
Aldın yaşayamadım ki senden sonra bir daha ben olamadım ki..... 

 

 

DESTEĞİNİZİ ESİRGEMEYİP BENİ YALNIZ BIRAKMADIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM
HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN
CANDAN DOSTLARIMA KÜÇÜK BİR HEDİYEM OLSUN...
 

İYİ GECELER DİLERİM GÜZEL BİR HAFTASONU GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE...

June 6
yasmincanwrote:

     .....°====OLMAYAN SEVGİLİYE====°.....

       (_¸.•´´(_¸.•´´ ¯¯¯ღღ¯¯¯ ``•¸ _)``•¸._)

 

“Lâedri: eserin sahibinin adının belli olmayan eser ve yapıtlar.”

            Şimdi bilmem kim bilir nerde, nasıl ve ne hal üzere yaşıyorsun bensizliğin olduğu oralarda…? Nasılsın? Ne yapıyorsun? Nasıl orda havalar?

            Bense sensizliğin bedelini ödüyorum… yalnızlığın kollarında…

Sensizliğin aksı sedası vuruyor sineme-yüreğime… Üşüyorum tirtir dört mevsimde bile… ısınmıyor yazlar bile, kış gibi ayaz ve soğuk… O simsiyah saçlarıma karlar yağıyor… bir bir lapa lapa… ama hiç erimiyor… Yağdığı gibi kalıyor… Zaman ilerledikçe birer yaprak tanesi gibi düşüyor… Başımdan tel tel… o karın yağdığı yerlerde…

            Lâedri mi koyacaksın beni… adımı adsız, sevgimi öksüz mü koyacaksın…?

Niyetin ne senin…? Ömür dediğin ne ki, bu gün var… yarın yok… Hangi zaman diliminde geleceksin bana yar… yar olmaya…? İki bilinmezli denklemli mi, yoksa sayısı belirsiz, uçsuz bucaksız sonsuzluk mu? Senin bana, benim sana gelişim…? Ben seni bekliyorum… arıyorum ama sen yoksun… ne izin var, ne adın, nede sanın…? Varlığı yokluk ile temaşa içinde hayal mahsulü bir güzelliksin sanki… gel desem, gelmezsin… git desem, gitmezsin… söyle bana a güzel… sen beni neden üzersin…? Bekletmek hoşuna mı gidiyor…? Beklerim beklemesine ama nereye kadar… ömür dediğin sayılı bir gün… ne zaman, nerede ve nasıl biteceği belli olmayan… bi görse idim hiç olmazsa bir kere bile olsa dünya gözü ile seni… Bunu da mı çok göreceksin bana… peki sen bilirsin ey sevgili! Gelsen de, gelmesen de… ömrümün sonuna kadar… hatta ahrette bile seni SEVECEĞİM… bir gün ya gelirse diye hep bekleyeceğim…

            Adımı Lâedri koymadan, beni bir kerede olsa gel gör… Bi ismini yazdır eserinin altına… gideceksen yine öğle git… beni sensizliğe reva göreceksen… gel gör öğle git

June 3
 
sensualidad65455.png picture by lord_francisc
 
Bir Rüzgârla Girerim Düşlere 
Bakma sen böyle asi olduğuma
Ruhumda bir deli gezinir
Beni ancak yaşayan bilir
Bir rüzgârla girerim düşlere
Usulca.
Çığlıklarla doğar şiir
Sonrasında.

Pencerelerim açılsa da siyaha
Mısralar sıralanır bakışların da
Kaç şiir katil eder beni
Dudakların düşünce usuma

Sen asma suratını acılara
Öyle hüzünlü bakma
Gül hadi.
Düşüyor yüreğime düşlerin ateşi
Kendini yalnız sanma

Gülmeler yaraşır sana
Kahrını sarma sigaraya
Çekme duman duman
Boş ver geçsin zaman
Aldırma
 
 
corazon.gif picture by lord_franciscASİGÜLcorazon.gif picture by lord_francisc
June 3

Sevdamın üstüne kumarlar oynadın.
Yalandı tüm sözlerin,
Ama yalanına doymadım.
Hep kandım.
Kandım,
Sandın!
Yüreğimin üstüne açtığın bahislerde,
Sırf sen kazan ve gülümse diye yenildim sevdana.
Şimdi farkediyorum

Sen mutlu ol diye kendime verdiğim zararı...
Biliyorum ki
Senin yüzünden ben böyle acı çekerken,
Senin mutluluğun mutlu etmiyor beni...
İlk defa kaybedeceğini düşünmüyorum
Ve gömüyorum
Üstüne kumarlar oynadığın sevdamı...
Sense aşkta beni kaybediyorsun.
Kumarda da sevdamı kaybettiğin gibi...
KEYİFLİ AKŞAMLARINIZ OLSUN EFENDİM
HÜZNÜMÜN MAVİSİ
 
June 2
λŋqεℓ .wrote:

 
Zifiri karanlığın sonsuz ışıltısında
Seni arıyorum durmaksızın
Aşk MELEKlerinin sessiz fısıltısında
Çığlıklarını duyuyorum ansızın.
Görüyorum gölgeni ıssız sokaklarda
Gönlümü bir türlü kandıramıyorum
Dökülüyor gözyaşlarım sensiz zamanlarda
İçimdeki yarayı durduramıyorum
Hüzün dolu anlar yaşarken
Dertlerimi unutmak için
Seni düşünüyorum sevgilim
Acımı bir nebze dindiresin diye…

ANGEL

June 1
 
                               
        

ilkkez acı cekmeden özlüyorum seni

Canım yanmadan
Gözlerim bugulanmadan
Yüregim burkulmadan özlüyorum
 
Gülümseyerek bakabiliyorum senle gecen günlere
Icim sızlamıyor yoksun diye
Buruk bir tadı var hasretinin
Damagımda lezzeti ile kalan
 
Rüzgarın savurdugu bir yapragın ucunda
Seni unutmaya calısıyorum
Sevgiyi yasakladıgın
Yüreginle MUTLU OL! 
       
     
 
ASİ GÜL     
 
May 29
karamelekwrote:

uzaklarda

 

 

Bu gece canım yalnız kalmak istiyor,
Herkesden uzak, her sözden, gözden uzak…
Kimseyi istemiyorum şu beni hiç terk etmeyen yalnızlığımın yanına… Bu gece ve her gece sus pus olmak istiyorum… Şu koskoca evrende, şu sonsuz karanlıkta attığım sessiz çığlıklara hiç bir kulak şahit olmasın… Uzaklara döndürüp gözbebeklerimi, boş düşüncelere dalıp, öylece kalmak…

Hiç konuşmadan,
Hiç duymadan,
Hiç görünmeden…

Bu gece canım yalnız kalmak istiyor,
Hiç bişey konuşmadan, insandan, dosttan uzak…

Beni seven herkesten saklanıp, kendi dünyamda, kendi düşlerimle kalmak istiyorum… Beni sevmeyen herkesin hayatından kaybolup, onları kendi dünyalarına bırakıp, öylece uzaklaşmak istiyorum…
Konuşmuyorum…
Dilim lal…
Düşlerim tutuk…

Bir ben, bir de yalnızlığım varız… Beni yüzüstü bırakmayan bir tek o… Bu gece ve her gece uzak durun benden, dokunmayın dünyama… Susun, n’olur susun… Rahat bırakın beni… Çare değilsiniz derdime…

Böyle değildim ben sensizliği bilmeden,
Bu garip huylar senden yadigar…

Bu garip halim,
Bu tutarsızlığım,
Bu zaman tutmazlığım,
Bu hırçınlığım,
Bu yalnızlığım…

Hepsi senden kaldı… Taşımak zorunda bıraktın bu yükü bana… Bu ben miyim?.. Değilim!

Ne varsa gönlümde sen aldın götürdün yar,
Bu hüzün bana senden yadigar…

Ne bıraktın bana bu garip halden başka?.. Sen sadece canımı değil, koskoca Ben’i götürdün benden… Geride bıraktığın koyu karanlık bir hüzün…
Sonu gelmez… Bitmez… Tükenmez…

Bir sen vardın bende, birde ben… Sen kendini aldın gittin… Ben kalırım sandım, oysa çoktan sana dolanmışım… Sürüklenip gittim, farketmeden çekip götürdün…

İçimde ağlayan bir çocuk bıraktın yar,
Bu acı bana senden yadigar…

İşte kalan bu…
Ağlayan, sızlayan küçük bir çocuk…
Ama bitti, artık gözyaşı birikmiyor gözpınarlarımda…
Bu acı artık sadece yüreğimde ve gözlerimde değil…
Bütün bedenimde…

Tek bir yanım yok acıyan…
Baştan aşağıya acıyorum…
Ama hissetmiyorum!!…

 

senden-yadigar

May 27
Ne sevdiğimi anladın,Nede sevildiğini..
Ne değer verdiğimi bildin,Nede değerimi verdin..
Yıllar geçip giderken şu zavallı ömrümden...

Birde;ZALİM KALBİNDE VEFASIZLIK gördüm!
Hayat denilen bu yolda en çok sana güvendim..
Baba,kardeş,arkadaş yar olur dedim,
Vefa' yı unutmaz yolda bırakmaz bildim..
Yanıldığımı;SÖYLEDİĞİN SÖZLERDE gördüm!

Hayatın acımasız,vefanınsa değersiz..
Dürüstlüğün,önemsiz olduğunu

Senin;YALAN GÖZLERİNDE gördüm!

Sevgilerin yalan,gülüşlerin se sahteliğini..
Kıymet vermeyene kıymet verildiğini..
İftiranın acımasızca doğruları ezdiğini

Senin;BİTMİŞ HAYATINDA gördüm!

Sabır Anahtarımdır,Doğruluk Yolum!
Sığındığım RABBİMDİR!Gururum Baştacım..
İşte sen bunları İLK BENDE GÖRDÜN.......!


May 26
Sevmek bazen bildiğin halde her şeyi susmakmış..
Seni darmadağın edecek her şey olup bitmiş..
Yapılıp edilmiş olduğu için sevdiğince..-dileyemediğin için olmamasını da hani-
Sadece susmayısı dileyip susmayısı yaşamakmış..


Sessiz onurlu bir direnişmiş aslında bu suskunluk..
Fırsat vermekmiş karşındakine
Her insanın ikinci bir şansa ihtiyaç duyacağını..
Bilmenin farkındalığı ile..
Soluksuz uzun bir bekleyişmiş..
Bir şekilde telafi edilsin diye yapılan hatalar..
Olur ya insanlık hali herkes yanlış yapabilir...
Diyerek yüce gönüllülük göstermekmiş..

Ya da..
Hata değil de yapılanın..
Bitişini gösterdiğini bir aşkın..
Yaşanılamazlığını ortaya çıkardığını sevginin..
Anlamamak için umutsuz bir geciktirme çabasıymış..
Yüce gönüllülüğün ardına saklanan ..



Kıyamamakmış sevdiğine onun tüm yok edişlerine rağmen..
Acıtan inciten dalların budanması yerine..
Batmasına izin vermekmiş gönlüne..
Vazgeçilemezinden kopmamak için..Onun senden çoktan vazgeçtiğini bilsen bile..
Ezen yok eden yakan bir suskunlukla beklemekmiş ..



Sevmek aslında sineye çekmekmiş biraz da...
Hatta birini kandırmak değil bilerek kanmaktır aşk diyenlerin..
Ne kadar doğru söylediğini yaşayarak öğrenmekmiş..

Sevmek bir kere itiraf edildiğinde..
Darağacına giden yola itilmekmiş sevdiğinin eliyle..
Yağlı ilmeklere kurban edilmekmiş çaresiz ..


Sevmek razı olmakmış vazgeçilmeye bile..
Kanar gibi yapıp her söylenilene -sessiz-
Tutulmayısan sözlere katlanmakmış..

Sevmek yanmakmış buzulların arasında..
Sıcak yatağında yalnızlığına sarılarak donmakmış..



Sevmek bazen söyleyecek sözün varken susmakmış...

May 26

Resim

Öldürecektim Seni Bende
Kendimde O Gücü Bulabilseydim Eğer...
Sindiremeyecektim Senden Kalanları Benden
Uzak Mezarlara Koymaya!!!
Diyar Diyar Dolaşıp Yine İçime Gömecektim Seni En Sonunda...
"Ben Demiştim"Diyenlere, Üzüntümü Belli Etmemek İçin Kuşandığım Mekanik Tebessümlerimin Ardındaki Yaşlarla Sulayacaktım
Taze Mezar Toprağına Ektiğim Çiçekleri...
Ama Ben Seni İçimde Öldürmeye Kıyamadım....
Başarabilseydim İncitecektim Seni...
İncinmişliğimin Verdiği Cahil Cesaretle...
Ne Var Ne Yok Sayıp Dökecektim Karşına Geçip...
Kendimi Hayrete Düşürürcesine Birer Tokat Gibi Vuracaktım Hiç Kullanmadığım O Ağır Lafları...
Kıracaktım Seni Binbir Parçaya Ayırana Kadar...
Duvardan Duvara Fırlatacaktım Sevgi Diye Önüme Sunduğun
 Hastalıklı Duygularını...
Ama Ben Seni İncitmeye De Kıyamadım...
Elimden Gelseydi Unutacaktım Seni...
Gözlerimden Silecektim Hayalini Ve Dilimden Adını...
Duman Duman Atacaktım Seni Bu Şehirdeki Tüm Bacalardan;
Ama Soluduğum Havaya Karışıp Yine Dolacaktın Ciğerlerime...
Onlarca Damla Döküp Göz Pınarlarımdan Akıtacaktım Seni
Sevgimin Atığı Diye
Ama Islaklığın Kalacaktı Elmacık Kemiklerimde...
Bu Kez De Tenimin Tuzuna Karışacaktın...
“Sözümü Tutacağım ,Adını Anmayacağım” Nağmelerini Dinleyip Neyi Unutacağımı Unutacaktım Seni Unutayım Derken...
Zaten Ben Seni Unutmaya Da Kıyamadım...
Ne Kadar Çabuk Geldi Ayrılık...
Oysa Daha Yeni Başlamıştık Birbirimize Ayak Uydurmaya,
Daha Doğrusu Ayak Uyduramamaya...
Nedensizliklerin İç Çekişlerini Dinlerken Vedalar Bozdu
Suskunluğumuzu...
Bana Mıydı Kızgınlığın Yoksa Kendine Mi Anlamadım...
Kaçar Gibi Veda Ettin...
Oysa Ben Seni Sevmelere Doyamadım!!!
Öldürecektim Seni...
İncitecektim Seni...
Unutacaktım Seni....
Ama Lanet Olsun!!!
Kı-Ya-Ma-Dım!!!
Oysa Ben Seni Sevmelere
Doyamadım!!!

ASİ GÜL

May 24
λŋqεℓ .wrote:
 

 

 

 

 

 

 

Bizim de bir ayrılık vaktimiz varmış,
Zamanını hiç hesaba katmadığımız...!
Yıllara yaydığımız aşkı,
Nasıl da hunharca harcamışız meğer...!
Nasıl da tüketmişiz
Elimizde, avucumuzda ve yüreğimizdeki tüm bozuklukları...
Artık harcayacak kuruş kalmamış…!
Zaman hesap yapma zamanı değil sevgili...
”Koy yüreğini ortaya, iç hesaplaşma yap”
Demiyorum artık sana...
Kimin ne kadar çok sevdiğinin de önemi yok artık...!
“Riyasız, yalansız, çıkarsız, yarınsız”
Diye başlanılan aşkın
“Hiç kimseydin”
Diyerek kapatılması koyuyor insana.… !
Şimdi avucumu açıyorum
Ve bir damlacık sevgi bulamıyorum avunacak...!
“Kim daha çok sevdi?”
Diyorsun ısrarla
Bitmiş bir aşkın hesabını yapmak
Yakışıyor mu bize...!
İllaki istiyorsan sevgimizin derecesini,
İyi dinle o zaman beni...!
Benim aşkım bir okyanus...
Seninse; elini suya batırdığında,
Parmağının ucundan süzülüp düşen su damlasıydı…
Bu aşk sadece bir çıkmaz sokaktı… !
ALINTI 
TÜM GÜZELLİKLER  SİZLERLE OLSUN
SEVGİLERİMLE
ANGEL

May 23


Her zamankinden daha çok ihtiyacım vardı sana bu gece!
“Anlamadın..”

Öyle acınası bir haldeydim ki hiç bu kadar kimsesiz hissetmemiştim kendimi.
Yalnızlığımı bir zırh misali geçirdim sırtıma çaresizliğimle de bir siper misali etrafımı çevreledim.
Dokun(a)ma diye bana daha fazla acıt(a)ma diye beni.
Ağlamamak üzere söz verdiğim gururumu da çiğnedim attım yine.
Gariptir ki; kendime bile söz geçiremez oldum artık.
Kendi hayatıma bile yön veremez oldum.
Kendini sahnemden başrolünü oynadığım bu filmden çekildiğimi hissediyorum.

Yoruldum !..




Her zamankinden daha çok bekledim dönmeni bu gece!
“dönmedin…”


Gözümkulağım kapıdaydı hep.
En ufacık bir kıpırtıdakalktım yerimdenetrafıma bakındım.
Gölgen bile adım adım kaçıyordu sanki benden.
Oysa kihiçbir şey olmamışçasına giriverecektin kapıdan.
kulağıma fısıldayacaktın
“Ben geldim” diyecektin usulcaçoktan daldığım uykudan uyandırmak istemezcesine.
Ve ben karşımda seni görüverince önce gerçek mi rüya mı ayırt edemeyecekyine de bu karmaşayla boynuna atılıverecektim.
”Sevgilim” diyecektim sana “sevdiğim hoş geldin!”
O an dünyanın en mutlu insanı ben olacaktım..
Olmadı..
Ama her yeni doğan güneşe inatgelmeyişlerine inatsana inat bekledim ben her gece seni.
Bilmesen de bilmek istemesen de öyle deli sevdim ki seni!

Çok sevdim!..




Her zamankinden daha çok özledim seni bu gece!
“Hissetmedin..”

Bir zamanlar beni bulutların üstünde yaşatan çılgınlarca sevdiğimelimden tutangözyaşlarımı silen o insanı “sen”i özledim.
Ve onun gözlerinde kendini bulanonunla mutluonunla tam-eksiksiz olan o küçük kızı “ben”i özledim.
Ama en çokta “biz”i özledim biliyor musun?
Hala niçin yakıp yıktığını anlayamadığım “biz”i..

Ve bizi aradım bu gece herkeste
her şeyde
tozlu albümlerde
kurutulmuş çiçeklerde
gözyaşlarıyla ıslanmış şiirlerde
her yerde!

Bulamadım !..


May 22
 
Loading...
Loading...